1. Merhaba Ziyaretçi !
    World Of Trucks Multiplayer Türkiye sitesine katılmak için buradan kayıt olabilirsiniz.
  2. Merhaba Ziyaretçi,
    discord.wotmp.com adresinden discord sunucumuza giriş yapabilirsiniz.
  3. Merhaba Ziyaretçi,
    Steam grubumuza katılıp, yapılan etkinliklerden ilk haberdar olma şansını yakala!

Medya Tırların Seri Tarihleri

Konusu 'Medya / Fotoğraf' forumundadır ve Teyyare Nazo tarafından 2 Nisan 2015 başlatılmıştır.

  1. Teyyare Nazo

    Teyyare Nazo
    Yasaklı Kayıtlı Kullanıcı ETS2 Sahibi

    28
    255
    397
    415
    Scania L-R Serisi Tarihi

    [​IMG]
    Scania 1995 yılının sonlarına doğru 4. nesil kamyon serisini piyasaya sundu, 1980 yılında çıkardığı 2. nesil ve büyük oranda ona benzeyen 1987 çıkışlı 3. nesil kamyonlarının yerine 4. nesil çok daha farklı bir tasarımla ve yeniliklerle tüketicilere sunuldu. Scania o dönemlerde de şimdi olduğu gibi kamyonları R-P-G-T model isimleri ile ayırıyordu fakat bunu pek göz önüne sunmadı ve genel kamyon nesli ne ise o şekilde lanse etti (mesela 3. serisi – 4 serisi) gibi. Bunu yapmasının diğer sebebi de tüm model serilerini aynı zamanda yenilemesi ve tüm bu modellerin birçok ortak parça kullanmalarıydı. Yazımda gelişim sürecini anlatmaya çalıştığım uzun yol için tasarlanan yüksek kabin versiyonu “R” modelidir. 2004 yılındaki makyaj operasyonundan sonra öne çıkartılan model ismi ile birlikte karışıklıklar ortadan kaldırıldı.

    [​IMG]
    Scania, 4 Serisini 3 serisinden aldığı gösterge paneli, kumandalar ve motorlar dışında tamamen yeniledi. Kabinin dış kısmı yuvarlak hatlara sahipti, aerodinamik formlu kabinde ön tasarım bildik Scania ızgarası ile şekillenirken, aracın iki parçaya ayrıldığı, yaşam alanı olan kabinin, yürüyen aksamın bulunduğu grup ile belirli çizgilerle ayrılması dışarıya yansıtılıyordu.

    [​IMG]
    Aerodinamik ve yepyeni dış tasarım sunan R serisinin içinde ise tanıdık bir kokpit bizleri karşılamaktaydı. 3. nesilde kendisini kanıtlamış sürücüye dönük, ergonomik olan bu gösterge paneline yeni bir direksiyon simidi eşlik etti. Day Cab, Sleeper Cab, Normal Cab (yumurta kabin) ve Topline olarak 4 farklı seçenek ile piyasaya sunulan seride kabin konforu ve kalitesi Scania’dan beklendiği gibi yüksekti.

    [​IMG]
    2001 yılında bir başka motor seçeneğini yenileyen Scania 16 litrelik motorunun yakaladığı başarı ile aynı silindir kapakları ve birçok ortak parçanın kullanıldığı yeni 12 litrelik 6 silindirli DT 12 Euro 3 motorunun tanıtımını yaptı.

    [​IMG]
    - DC 12 03 R 124L 420 – 1900 rpm 420 beygir güç 1050-1300 rpm 2100 nm tork E3
    - DT 12 01 R 124L 440 – 1900 rpm 440 beygir güç 1100-1300 rpm 2100 nm tork E3
    - DT 12 02 R 124L 470 – 1900 rpm 470 beygir güç 1050-1350 rpm 2200 nm tork E3

    [​IMG]
    [​IMG]
    Ve 2004 yılının Nisan ayında Scania diğer markalara göre 2 sene daha geç bir makyaj operasyonu yaparak serisini yeniledi. Bundan böyle “R” ismi ile anılacak olan araçta birçok yenilik yapıldı. Kabinin kendine has yapısı korunurken aracın dış tasarımda sadece ön tasarım değiştirilerek tazelendi
    .
    [​IMG] [​IMG]
    2006 yılı bu şekilde geçerken 2007 yılında Scania motor serilerinde tekrar bir yenileme operasyonu yaptı. Bu sefer genel akıma uyarak tamamen yeni 12,7 litrelik sıralı 6 silindirli, 24 valflı, Common-Rail, “XPI” ve “EGR” teknolojili gelişmiş motorunu piyasaya sundu. Sırayla 360 – 400 -440 – 480 beygir güç üreten seçeneklere sahip olan motor eskisine oranla artan hacmine rağmen daha az yakıt tüketip daha fazla güç sunmakta.

    [​IMG]
    [​IMG]
    2008 yılında iç mekânda ufak değişliklerin yapıldığı “R” serisinde daha konforlu yataklar, sürücü tarafındaki camda güneşlik, yeni saklama bölmeleri ve tamamen yenilenen gösterge paneli yer aldı. Daha okunaklı gösterge panelinde hız ve devir saatinin arasına konumlandırılmış geniş lcd ekranın renkli olması güzel bir detay olarak karşımıza çıktı. Kabinin dış kısmında ise led teknolojisine sahip köşe lambaları ile fark yaratılırken, kabin yan dolaplarının kapakları ve içi daha büyük hale getirilerek kullanışlılık arttırılmış oldu.

    [​IMG]
    [​IMG]
    2009 Yılının sonunda Scania en önemli rakiplerinin yaptığı gibi modelinde kapsamlı bir güncelleştirmeye gitti. Tamamen yenilemek yerine makyaj ve teknik iyileştirme yapılan üçüncü nesil R serisine bu operasyon 2010 yılının kamyonu ödülünü getirmiş oldu.

    [​IMG]
    2010 yılında SCANIA öngörülen şekilde 700 beygir barajını 16,4 litrelik yeni V8 motoruyla aştı. 1900 d/d’de 730 beygir güç, 1000-1350 d/d’da 3500 nm tork üreten bu motor ile SCANIA uzun süren sessizliğini bozmuş oldu. Halihazırda kullanılan 15,6 litrelik motoru 500-560-620 güç seçenekleri ile müşterilerine sunmaya devam eden üretici 730 beygirlik yüksek gücü yüksek hacimli V8’i ile sunmuş oldu.

    [​IMG]
    2011 yılında Scania müşterilerine Svempas firması tarafından hazırlanan ve 100 adet üretilecek olan R serisi Black Amber’i sundu. Agresif görünümü ile yollarda fark yaratacak olan araçta Dark Diamond serisinde de kullanılan birçok teknolojik donanım ve seriye özel kullanılan malzemeler bulunmakta. Üreticinin bu özel serileri gelenek haline getirmesi marka tutkunları açısından çok olumlu bir gelişme olmakta.

    [​IMG]
    2013 Yılının başında üretici yürürlülüğe girecek olan Euro 6 normlarını karşılaması için aracı tekrar elden geçirdi. 3. Nesile atıfta bulunularak Streamline ismi altında toplanan uzunyol serisi ile üretici G ve R serilerini tek bir isim altında toplayarak bu iki modeli birbirine daha da yaklaştırmış oldu.

    [​IMG]
    Scania 2015 yılında artık üretiminin son senesinde olan modeline jübile yaptı ve yalnızca 200 adet ürettiği Blue Stream modelini müşterilerine sundu. Araçta en üst donanımlar sunulurken serinin 20 yıllık tarihine yakışan şekilde nokta koymuş oldu.

    [​IMG]
    2008 yılında Volkswagen, Scania’da yüzde 38 olan hisselerini yüzde 69’a çıkartarak firmanın başına geçti, ticari araç pazarında liderliği hedefleyen Volkswagen’in bu hamlesi Scania’nın daha da güçlenerek yoluna devam etmesi anlamına geliyordu. 2012 yılında Volkswagen’in çatısı altındaki bir diğer ticari araç devi MAN ile teknolojik işbirliğine girmiş olup yürüyen aksamları ortak geliştirme ve kullanma adımı atmışlardır. İki üreticinin tartışılmaz deneyimlerinin birleşmesi endüstri ve müşteriler açısından çok güzel olmakla beraber rakipleri açısından ise ürkütücü olabilir bekleyip göreceğiz.


    Herkese sevgiler, saygılar.
    [​IMG]
     
    Son düzenleme: 9 Nisan 2015

  2. Teyyare Nazo

    Teyyare Nazo
    Yasaklı Kayıtlı Kullanıcı ETS2 Sahibi

    28
    255
    397
    415
    Volvo FH Serisi Tarihi

    [​IMG]
    Volvo’nun F serisi yerine piyasaya sunduğu ve global anlamda diğer serilerde de altyapısını kullanacağı modeli FH 1993 senesinde tanıtıldı. Volvo’nun her anlamda atılıma geçmesi için bir milad olan FH (Forward control High cab) serisi büyük beğeni toplayarak satışları yüksek bir araç olmuştur. Kabinin dış kısmındaki temiz çizgiler eğimli ön cam kendine özgü aynaları ile FH beğenileri üzerine çekti, yumuşak biçimi ve zarif hatları araca düşük hava direnci sağlarken geleneksel çizgili sert hatlı kamyonların yanında bu tarz onu çok farklı kılıyordu.

    [​IMG]

    - D12A 340 - 1700-1800 rpm 340 BG - 1100-1300 rpm 1550 nm TORK
    - D12A 380 - 1700-1800 rpm 380 BG - 1100-1300 rpm 1710 nm TORK
    - D12A 420 - 1700-1800 rpm 420 BG - 1100-1300 rpm 1850 nm TORK

    [​IMG]

    - D16A 470 - 1700-1800 rpm 476 BG - 1000 rpm 2160 nm TORK
    - D16A 520 - 1800 rpm 520 BG - 1000 rpm 2400 nm TORK

    [​IMG]
    [​IMG]
    1994 senesinde Truck of the Year ödülünü alan FH serisi diğer markalar içinde bir referans noktası olmuştu. Bu ödülün dışında birçok ülkede yine farklı ödüller kazanarak Volvo'yu memnun etti.
    1995 yılında kabin seçenekleri arasında Globetrotter XL adı verilen seçenek eklenirken, her tip kabinin motor tünel yüksekliği 17 cm’ye indirilerek daha fazla alan serbestliği sağlanmış oldu. Alçak kabin Sleeper cab 1570 mm iç yükseklik sunarken (motor tüneli üzerinden 1400 mm) Yüksek kabinli Globetrotter 1930 mm iç yüksekliğe (motor tüneli üzerinden 1760 mm) Ekstra yüksek kabin Globetrotter XL ise 2100 mm iç yüksekliğe (motor tüneli üzerinden 1930 mm) sahip olmuştu. Volvo aynı yıl sürücü hava yastığını da opsiyon listesinde sunmaya başlayarak ağır ticari araçlarda bu konuda öncü olmuştur.

    [​IMG]
    1998 senesinde yürüyen aksamı güncelleştirilen FH’da disk fren sistemi, elektronik fren sistemi EBS, voith'den alınan kompakt retarder, yeni nesil Powertronic ve Geartronic otomatik şanzıman gibi opsiyonlar sunulmaya başlandı, bunun yanında D12 motor güçlendirilirken 460 beygirlik versiyonda seçenekler arasına eklendi, daha homojen bir çalışma karakterine kavuşan bu motorun yanında D16 motorda elden geçirildi. Elektronik kontrol sistemlerinin daha fazla kullanılmaya başladığı bu dönemde bakım aralığı 75.000 km’ye çıkarılmıştı. Bu güncelleştirmede yeni iç döşeme renkleri, yeni deri döşemeler, beyaz far camları, beyaz sinyal lambaları ve krom marka logosu dışında göze hitap eden başka bir değişiklik yapılmadı.

    [​IMG]
    Volvo’nun küresel pazarda daha fazla ağırlığını koyma girişimlerinin yansımasını ürettiği diğer modellerde görebildik. Kuzey Amerika pazarında VN ve VNL serisi, Güney Amerika pazarında ise NH serisi büyük oranda FH ile aynı parçaları kullanıyorlardı ve bunlara ek olarak FL serisinin yeni modeli FM’de FH’ın küçük kardeşi olarak 1998 senesinde yollarda boy göstermeye başladı. 1993-2000 yılları arasında 400.000 adet satılan FH12/16’nın bu başarısı tesadüf değildi.

    [​IMG]
    Volvo 2000 senesinde FH serisindeki çalışmalarının karşılığını görerek Truck of the Year ödülünü ikinci kez kazandı. Üretilmeye başlandığı 1993 yılından 2000 yılına kadar araçta temel anlamda bir değişim olmadığı için bu ödülü ikinci kez alan tek üretici Volvo’dur, ödülü alma nedeni ise piyasaya da başarılı bir satış grafiği izlemesinin yanı sıra sağlam ve müşteriler tarafından sevilen istenilen bir araç olmasıdır. Volvo aynı yıl içerisinde tanıttığı Silver Cab adı verilen donanım paketi ile müşterilere farklı bir seçenek sunarak çeşitliliği arttırdı.

    [​IMG]
    2001 yılında Volvo FH serisini büyük ölçüde yeniledi. Bu kez sahnede sadece FH12 modeli vardı, teknolojisi eskiyen 16 litrelik D16A’nın üretimi durduruldu ve onun yerine büyük hacimli bir motor sunulmadı. D12 kodlu motorun en üst güç seviyesi Turbocompound teknolojisi ile 500 beygire 2400 nm torka çıkarıldı ayrıca Volvo’nun geliştirdiği ve çok güvendiği öncekilerden daha kompakt bir yapıya sahip olan otomatik şanzıman seçeneği I-Shift’de seçenekler arasına konularak ileriye dönük önemli bir adım daha atılmış oldu. Şasi de yapılan en önemli değişiklik yakıt depolarında gerçekleşti silindir yakıt depolarının yerini D formlu yakıt depolarına bırakması neticesinde daha fazla depo hacmi elde edildi.

    [​IMG]
    2003 yılında Volvo aradan geçen 16 yılın ardından en güçlü motorunu yeniledi. F16 ve FH16 serilerinde kullanılan D16A motoru başarılı bir satış tablosu çizmesine karşı güç olarak diğer marka motorlarının gerisinde kalmıştı, teknoloji ve emisyon normları açısından da geride kalan bu motorun yerine Volvo yepyeni denenmiş ve başarılı olmuş D12D motorunun geliştirilmiş teknolojisini kullanan 16 litre 6 silindirli Euro 3 motoru D16C'yi yine FH16 ismi ile piyasaya sundu. Tamamen yenilenen motor ve diğer yürüyen aksam komponentleri ile bu kez daha güçlü bir konuma gelmiş olan seri rakiplerinden daha yüksek performans sunuyordu. FH16'nın 600 beygir üzerine çıkması beygir gücü savaşlarının tekrar başlaması anlamına geliyordu.

    [​IMG]
    2005 yılında Volvo FH serisini Euro 4 ve Euro 5 normlarına geçişte tekrar güncelledi. Yeni bir motora ihtiyacı olan FH 12,8 litrelik 6 silindirli ve SCR teknolojili D13 isimli motoru ile piyasaya sunuldu FH12 ismi terkedilerek sadece FH olarak anılmaya başlanan araçta yeni motorun yanı sıra güçlendirilen yürüyen aksam parçaları, iç mekanda yeni döşemeler, koltuk destekleri, yenilenen gösterge tablosu da bulunmakta.

    [​IMG]
    2006 yılında FH16 emisyon normlarını karşılanması ve yeni teknolojilerin adaptasyonunun sağlanması için yenilendi. Bir önceki yıl FH'a yapılan güncellemeler FH16'ya aktarılmış oldu, bunların başında Euro 4 normu için geliştirilen SRC sistemi motora adapte edildi aynı zamanda motorun güç üretim eğrisi de daha dengeli hale getirilerek maksimum gücü arttırıldı. Volvo'nun motor fren teknolojisi geliştirilerek VEB+ adıyla ve 580 beygirlik bir fren kuvvetiyle yine bu motorda sunulmaya başlandı. Sırasıyla 660 ve 580 beygir güç üreten seçenekleri olan motora bir yıl sonra ekonomik fakat yüksek hacimli motor isteyen müşteriler için 540 beygirlik seçenekte sunuldu.

    [​IMG]
    2007 yılında Volvo 80. yılını kutladı, bu yılın anısına sınırlı adette ürettiği özel seri FH'lar ile her fuarda beğeni toplayan araç 80. yıl kuşakları ve tamamen kendine özgü özel kabin içi döşemeleri ile göz doldurdu. Güvenlik ekipmanlarının da standart olarak sunulduğu araç elit bir görünüm sergiledi. On yıl önce de özel seri çıkartan Volvo’da bunun bir gelenek haline gelmeye başladığını söyleyebiliriz.

    [​IMG]
    2008 Yılında Volvo sürpriz yaptı ve FH serisi üçüncü kez makyajlandı. Sürpriz yaptı diyorum çünkü normal takvime bakıldığı zaman tamamen yeni bir aracın üretilmesi gerekiyordu fakat Volvo piyasanın durumuna bakarak yepyeni serisini en azından iki – üç sene erteledi.

    [​IMG]
    2009 senesi Avrupa’da satılan araçların Euro 5 standardını karşılaması zorunluluğunu getirmesinden ötürü Volvo yeni yılın ilk günlerinde beklenen bir değişikliğe gitti ve eksik olan halkayı tamamladı. FH16’da kullanılan D16E kodlu Euro 4 motor ufak bir güncelleme ile Euro 5 normuna hazır hale getirildi. Bu güncelleme ile birlikte en yüksek güç çıkışı 700 beygir ve 3150 nm tork olarak değişti.

    [​IMG]
    2011 senesinde FH serisi tamamen yenilenmeden önce top model olan FH16’nın gücü arttırıldı. Rakiplerinin gerisinden kalmak istemeyen üretici özellikle ağır nakliye operasyonlarında kendini 2003 yılından beri kanıtlamış olan D16 motor serisini 16 litrelik motor üretimine başlamasının 25. Yılı şerefine güncelleyerek gücünü 750’ye torkunu ise 3550’ye yükseltti. 1987 yılında üretimine başlanan F16’nın kuşaklarının kullanıldığı araçta bu detay müşterilerine güzel bir nostalji yaratmış oldu. Motor Euro 5 normunu karşılarken EEV seçeneği ile alınabiliyor Daha önce tanıtılan tek redüksiyonlu solo difransiyel olan RSS1360’ın kullanılabildiği araçta cerli difransiyele göre hafiflik ve yakıt tasarrufu sağlanmakla birlikte I-Shift tam otomatik şanzıman ise güncellenmiş oldu.

    [​IMG]
    2013 yılı itibariyle piyasaya 750 beygirlik modelide girmiştir.
    kasası baştan aşağı yenilenen yeni fh 750 nin iç donanım özellikleride bayağı geliştirilmiş.
    arka kısmında çift kişilik yatak, ki bunun üstünde ki açılıp katlanabiliyor.
    şoförün yanında bayağı bir boşluk var, diğer firmalara göre dar olarak eleştirlsede volvo, bu sefer iç genişliğede önem vermiş.Şoförün hemen üstünde minik lcd televizyon var.
    benzini ise beygir gücüne göre fazla yakmadığı söylenmektedir. 600 litrelik benzin hacmi vardır bu aracın.
    dış görünüm olarak ise tamamen estetik bir görünüm almıştır araç yeni modeliyle.
    zaten eski araçlarıyla sağlamlığını kanıtlamış olan volvo piyasayı daha da canlandıracaktır modeliyle.
    diğer firmalara göre yeni modeliyle hızlı bi atak yapmıştır.

    [​IMG]
    Volvo, 20 yılı başarılı bir şekilde geride bırakan serisinde büyük yol kat etti, küresel pazarda sattığı diğer serilerin birçok parçasını FH serisinde test etti ve o modellere uyarladı. İlk çıktığı gün bile ilerici teknolojileri barındıran aracın, eski olsun yeni olsun tüm versiyonları dayanıklılığı ve kalitesi ile oldukça sevildi. Motor teknolojisi ve aktarma organları konusunda oldukça ileride olan safkan araçlar üretme konusunda uzmanlaşan Volvo’nun yeni FH serisi ile ilk neslin başarısını devam ettireceği aşikardır.

    Herkese sevgiler, saygılar.
     
    En son bir moderatör tarafından düzenlenmiş: 9 Ocak 2017
  3. Teyyare Nazo

    Teyyare Nazo
    Yasaklı Kayıtlı Kullanıcı ETS2 Sahibi

    28
    255
    397
    415
    Renault Trucks Serisi Tarihi
    (1894'ten Günümüze Kadar Gelen Renault Trucks'ın Tarihini Keşfedin)

    [​IMG]
    Köklü bir tarihe sahip olan Renault Trucks’in kaderi Dünya’nın tüm yollarında dolaşmaya devam ediyor.
    Olağanüstü bir geçmişle güçlenen Renault Trucks’ın yazgısı bugün dünyanın tüm yollarında daha da hız kazanmakta. Renault Trucks’ın hepimizin öğünebileceği bir tarihi var. Bu tarih, Renault Trucks’ın bugün ne olduğunu ve gelecekte ne olacağını anlatıyor: Bütünüyle müşterilerinin hizmetine ve kara taşımacılığına ve aynı zamanda toplumumuzda kilit bir rol oynayan bir uğraşın saygınlığını güçlendirmeye adanmış bir marka. Marius Berliet’nin, tek silindirli bir motor tasarlayarak ürettiği ve benzinle çalışan ilk arabasını yaptığı 1894 yılından günümüze kadar, 100 yıldan uzun olağanüstü bir mirası aşağıdaki «1894’ten beri Öncüler» filmini seyrederek keşfedin.


    1894 yılında Lyon’da Marius Berliet tek silindirli bir motor tasarladı ve bunu hayata geçirdi, daha sonra petrolle çalışan ilk arabasını yaptı. 1906 yılında ilk kamyonunu yaptı.
    1898 yılında Paris yakınlarındaki Billancourt’da Louis Renault 4 vitesli bir şanzıman yaptı, daha sonra ise çeyrek beygir güç üreten ilk otomobilini üretti. 1900 yılından itibaren kendi kendine ilerleyen ilk ticari aracı, 1906 yılında ise Paris şehri için günümüzdeki otobüslerin atasını üretti.

    1914-1918 : İLK SERİ ÜRETİMLER
    Berliet’de Verdun cephesine gönderilmek üzere günde 40 CBA kamyonu üretildi. Renault ise Marne’daki zafere 600 araç ile katkıda bulunarak Renault’nun tarihteki yerini almasını sağladı.

    http://data:image/jpeg;base64,/9j/4...1rtSpKilKUApSlAKUpQClKUApSlAcVzSlAKUpQH//2Q==[​IMG]
    1917 yılında Renault tarihteki ilk modern tankı yaptı. İlk 4x4 kamyon Latil tarafından üretildi. Bu 1898 yılında geliştirilen önden çekişin doğal bir devamıydı.
    1919-1928 : BÜYÜMEK İÇİN YAYILMAK
    Louis Renault ve Marius Berliet endüstriyel dehalarını kendi otomobil gruplarını oluşturmak için bir araya getirdiler. Berliet Fransa hükümeti tarafından sipariş edilen Renault FT 17 tankının üretim sürecine de katkıda bulundu.

    [​IMG]
    1923 yılında Renault, karayollarında giden çekiciyi yapan ilk marka oldu. Aynı yıl içerisinde yanan odundan elde edilen gazı motor yakıtı olarak kullanan araçlar ve tüm tekerlekleri servo frenlerle donatılmış olan ilk çekici üretildi. 1928 yılında ilk dizel motor kamyonlarda kullanılmaya başlandı.

    1952-1978 : GRUP OLUŞUMUNA DOĞRU ATİLAN ADİMLAR
    1952 ve 1974 yılları arasında Laffly, Rochet Schneider, Camiva ve Citroën Ağır Vasita Bölümü Berliet’ye katıldı, 1957 yılında Dünya’nın en büyük kamyonu olan Berliet T100 üretildi[​IMG]
    1955 yılında Renault ve Somua kamyon departmanı olan Latil’in birleşmesinden Saviem doğdu, çok kısa süre sonra 1965 yılında Richard Continental ve 1975 yılında Sinpar Saviem bünyesine katıldı.

    1983 YİLİNDAN BU YANA HEDEF DÜNYA ÇAPİNDA LİDERLİK
    Renault Véhicules Industriels uluslararası bir grup meydana getirmek amacıyla 1983 yılıda Europe’u, 1990 yılında ise efsanevi Amerikan markası olan Mack’i bünyesine kattı.

    [​IMG]

    1992 yılında gelindiğinde çok önemli bir adım atıldı ve Renault Véhicules Industriels, Renault V.I. halini aldı. 2001 yılında Renault V.I. Volvo grubun bir parçası haline geldi ve 2002 yılında uluslararası Renault Trucks adını aldı.


    Renault Trucks ilk teslimatı gerçekleştirdi
    Renault Trucks, Türkiye’nin en büyük lojistik firmalarından biri olan Mars Logistics’e 95 adet Renault Trucks Premium 460.18 TGV ve 5 adet Euro 6 motorlu Renault Trucks T 460 olmak üzere toplam 100 çekici satışını gerçekleştirdi.

    [​IMG]
    İlk Euro 6 motorlu Renault Trucks T 460 X-Low çekicilerin de aralarında bulunduğu 100 adet çekicinin teslimatı sonrasında Mars Logistics, filosundaki Renault Trucks sayısı 471 olacak.
    Teslimat töreninde konuşan Volvo Group Trucks Türkiye Başkanı Mete Büyükakıncı, “Lojistik sektörünün lider firmalarından biri olan Mars Logistics’in yeni çekici alımında Renault Trucks’ı tercih ederek filo güçlendirme yatırımlarında yola bizimle devam etmesi bizi bir kez daha gururlandırdı. Mars Logistics ile uzun yıllara dayanan bir işbirliğimiz var. Kuruluşundan bugüne Renault Trucks tercih eden ve bugüne kadar 600 adet Renault Trucks satın alan Mars Logistics bu alım ile filosundaki mevcut Renault Trucks sayısını 471’e yükseltti.

    [​IMG]
    Renault Trucks, Yeni Euro 6 serisini 11 Haziran’da Lyon – Fransa’da gerçekleştirilen bir etkinlik ile tanıttı. Proje kapsamında 2 Milyar Avro’dan fazla yatırımda bulunan Volvo Group, yeni Renault Trucks araçlarını tarihindeki en zorlu testlere tabi tuttu. Radikal ve çok yoğun kalite testleri dahil olmak üzere yedi yıllık bir geliştirme sürecinden geçen bu kamyonlar verimlilik ön planda tutularak tasarlandı ve Euro 6 motorlarla donatıldı. Renault Trucks bu yeni Euro 6 motorların geliştirme sürecinde güvenilirliği ve performansıyla ünlü Euro 5 motor bloklarını kullandı ve bunları, Avrupa’da 1 Ocak 2014, Türkiye’de 1 Ocak 2016 tarihinden itibaren zorunlu olacak Euro 6 standardına uyumlu hale getirmek üzere gerekli değişiklikleri yaptı. Araçlar geliştirilirken temel hedef Euro 6 normlarındaki yeni motor ile minimum yakıt tüketimi ve maksimum çevrecilik üzerine kuruldu.

    [​IMG]
    HER ŞEY KONFORLU KABİN YAŞAMI İÇİN
    Büyütülen kabin hacmi, bütün kabinlerde mevcut bağımsız kalorifer, eşya gözleri, estetik üst kaplamalar ve iç uyumu, Renault Trucks T sürücülerinize kabinde dikkat çekici bir konfor sunuyor.
    • UZAYABİLEN 800 MM YATAK
      40 kg/m3 yoğunluklu, kabin içi yaşamı etkilemeyen, maksimum dinlenme
    • ÜST YATAK
      Merdiven ile erişilebilir
    • 3 MODLU AYDINLATMA
      Gece sürüşü, dinlenme
    • 200 MM MOTOR TÜNELİ VEYA DÜZ TABAN
    • KAPANIR ÜST YATAK
    • SESSİZ VE ELEKTRİKLİ BUZDOLABI
      Sessiz, düz tabanla 40 litre veya motor tüneli ile 24 litre
    • KATLANIR ALT YATAK
      Büyük depolama alan
    • BİR ÇOK EŞYA GÖZÜ
      Konsolun biri kilitlenebilir, 5 bölmeli
    [​IMG]

    Renault Trucks, 7 yıl süren geliştirme sürecinde dünya genelinden 50 müşterisini de test pilotu olarak kullanarak yeni seri için 300 test aracını -40° ile +60°C arasındaki 10 milyon kilometrelik gerçek yol şartlarında denedi ve araç parçalarını 5 milyon saat süren testlere tabi tuttu. Yeni Euro 6 araçlar verimlilik, güvenilirlik ve müşteri memnuniyeti prensipleri temel alınarak geliştirildi. Renault Trucks, yeni T (uzun yol taşımacılığı), C (şantiye), K (ağır şantiye) ve D (dağıtım) gamlarını, müşterilerini yarı yolda bırakmayacak, ve işlerinde sürekliliği sağlayacak birer kâr merkezi olarak sundu.2014 ile birlikte zorunlu hale gelecek Euro 6'ya geçmeye acele etmeyen, EGR + SCR'li yeni motorları ve araçlarını 2013 yılında pazara sunacağını duyuran Renault Trucks'ın Başkanı Heinz lürgen Löw, Hannover'de; Renault Trucks'ın gelişimindeki ana trendlerin ve seçimlerin değişmediğini, bugün ve yarın da yakıt tüketimine odaklandıklarını bir kez daha vurguladı.

    [​IMG]
    Renault Trucks'ın gelişimindeki ana trendlerin ve seçimlerin değişmediğini, bugün ve yarın da yakıt tüketimine odaklandıklarını bir kez daha vurguladı. Bu kavramın kökleşmesi için "En Tasarruflu Şoför Hangi Filoda" adıyla Renault Trucks Türkiye'nin başlattığı, Renault Trucks Avrupa'nın ise "Optifuel Challenge" adıyla benimseyip, çeşitli ülkelerde uyguladığı yarışma da geçtiğimiz günlerde tamamlandı.


    International Truck of the Year jürisi,Renault Trucks T aracını gerçekten birçok kriteri gözeterek ödüllendirmiştir: aracın teknik üstünlükleri, ekonomik nitelikleri (yakıt tüketimi, aracın toplam maliyeti), konfor, güvenlik ve çevre dostu yönü.
    ''Jüri Başkanı Gianenrico Griffini konuşmasında “The Renault Trucks T combines the qualities of the brand’s previous flagship models with the latest technological innovations in the world of commercial vehicles” demiştir''

    Herkese Sevgiler Saygılar...
     
    En son bir moderatör tarafından düzenlenmiş: 9 Ocak 2017
  4. Teyyare Nazo

    Teyyare Nazo
    Yasaklı Kayıtlı Kullanıcı ETS2 Sahibi

    28
    255
    397
    415
    Daf XF ve CF Serisi Tarihi

    [​IMG]
    1987 senesinde tanıtılan 95 serisi 1973-1986 arasında üretilen 2700-3300-3600 modellerinin yerine DAF markasının yeni kuşak temsilcisi olarak piyasaya sürüldü. Bilgisayar teknolojisinin ilerlemesiyle birlikte teknik-teknoloji anlamında önceki modellere nazaran büyük ilerleme kaydedilen araç ile DAF teknoloji çağına giriş yapmış oldu. İlk etapta 11,6 litrelik 6 silindirli WS ATİ motorlar ile pazara sürülen araçta güç seçenekleri sırasıyla 306-352 ve 383 Bg olarak belirlendi.

    - DAF WS 225 ATi 2000 rpm 306 beygir 1300 rpm 1090 nm tork
    - DAF WS 259 ATi 2000 rpm 352 beygir 1300 rpm 1414 nm tork
    - DAF WS 282 ATi 2000 rpm 383 beygir 1300 rpm 1526 nm tork

    1988 senesinde Truck of the year ödülünü kazanan 95 serisinin, İspanyol Pegaso ile İngiliz Seddon Atkinson ile birlikte geliştirilen kabini kübik, köşeli ve fazla riske girilmeyen tasarımı ile diğer markaların eskiyen yüzlerinden sıyrılarak beğeni kazandı. Önceki nesile oranla çok daha fonksiyonel ve konforlu olan yeni araç (kısa-alçak) Day Cab, (uzun-alçak) Sleeper Cab, (uzun-yüksek) Space Cab ile (kısa-yüksek) Topsleeper ismi verilen 4 farklı kabin tipi ile piyasaya sunuldu. 1992 yılında serinin ekonomik yeni nesil motorları güncelleştirilerek daha homojen yanma ve güç dağılımı sunulurken güç artırımıda yapıldı 364-401 ve 428 beygir güç üretmeye başlayan motorlar ilerleyen dönemde Euro 2 normunu karşılar hale getirildi.

    - DAF WS 242 G ATi 2000 rpm 320 beygir 1200 rpm 1350 nm tork
    - DAF WS 268 G ATi 2000 rpm 364 beygir 1200-1400 rpm 1500 nm tork
    - DAF WS 295 G ATi 2000 rpm 401 beygir 1200 rpm 1640 nm tork
    - DAF WS 315 G ATi 2000 rpm 428 beygir 1000-1200 rpm 1765 nm tork

    [​IMG]
    1994 senesine gelindiğinde DAF 95 modelinde birtakım yenilikler yaptı. Avrupa kamyon pazarının en büyük kabinini üretmeye başlayan üretici bu kabine Super Space Cab ismini verdi. Normal versiyona oranla 20 cm uzayan kabin daha büyük dinlenme alanı yaratırken, iç yüksekliğinin 2,25 m (motor tünelinden 1,94 m) olması, yüksek hareket kabiliyeti, büyük depolama alanları gibi rahatlıklar sağlamasının yanında dış görünümünün heybetli olması kullanıcısına ayrı bir özgüven vermekteydi.
    Üretici yeni kabin seçeneğini pazara sunarken, rakip markaların modelleri karşısında zayıf kaldığı yüksek hacimli ve güçlü motorlar konusunda bir atak yaparak Amerikan motor üreticisi Cummins ile çalışmaya başladı. Cummins’ten alınan 14 litrelik, düz altı silindirli VF 373 simli Euro 2 normuna haiz motor 507 Beygir güç ile 2100 nm tork üretiyordu. Sadece Super Space Cab seçeneği ile alınabilen yeni motora yer açmak için kabin biraz daha yükseğe konumlandırılmıştı ve dışarıdan da rahatlıkla kendini farkettiriyordu. Sağlam karakteri, güçlü frenleme kuvveti, hacmine ve gücüne oranla yakıt tüketiminin fazla olmaması gibi unsurlar ile beğeni kazanan motor 95 serisi ile fazla değil ama 95XF serisi ile istenilen başarıyı elde etti.

    - CUMMINS VF 373 1900 rpm 507 beygir 1200 rpm 2100 nm tork

    [​IMG]
    DAF ilerleyen yıllarda rakiplerinin tamamen yenilenen modelleri karşısında satışlarında düşüşler yaşamaya başladı. 95 serisi rakip modeller karşısında birçok yönden zayıf kalması ve yenilenememesi bu sonucu doğurmuştu, her ne kadar CF serisi ile başarılar elde ettiysede teknik anlamda geride kaldı ve kan kaybı devam etti.
    1996 senesinde Hollandalı üreticiyi Amerikan Paccar grubu satın alarak bu kötü gidişe dur demek üzere kolları sıvadı ve ilk adım olarak 1997 senesinde 95 kabini üzerine geliştirilen 95XF modelini tüketiciyle buluşturdu. 95 serisinin kabini makyajlanarak oluşturulan 95XF eski modele oranla çok daha agresif görünümlü bir ön tasarım sunarak beğenileri üzerine çekti.

    95 serisinde 14 litrelik Cummin motorlu versiyon diğer kabin tiplerinden daha yükseğe konumlandırıldığı için araçlarda farklı parça kullanımı maliyeti arttırıyordu, yeni modelde ise tüm kabin tipleri daha yükseğe konumlandırılarak iç mekan ferahlatıldı ve tüm kabin tipleri aynı görüntüye kavuşmuş oldu. Sadece Super Space Cab seçeneğinde uzun olan kabin yeni modelde Space Cab ve Sleeper Cab seçeneklerinde de uzatılarak sürücülere dinlenmeleri için daha geniş dinlenme alanı yaratılmış oldu. İç mekanı tamamen değiştirilerek daha ergonomik ve kaliteli hale getirilirken önceki model ile arasında benzerlik kalmadı.

    95XF ile üretici yürüyen aksamda da tamamen değişiklikler yaptı. Yeni geliştirilen Euro 2 normuna haiz XF kodlu motor 12,6 litre 6 silindir ve 24 valfliydi, bu motora ek olarak top modelde kullanılan ve Cummins’ten alınan 14 litrelik motor güçlendirilerek 95XF modeline uygulandı gücü 530’a torku 2350’ye getirildi, ZF’nin ürettiği16 ileri vitesli 16 S 221 şanzımana ise gücü aktarma görevi verildi.

    - DAF XF 280 2000 rpm 381 beygir 1100-1500 rpm 1750 nm tork
    - DAF XF 315 2000 rpm 428 beygir 1100-1500 rpm 1900 nm tork
    - DAF XF 355 2000 rpm 483 beygir 1100-1500 rpm 2050 nm tork


    1998 yılında Truck of the Year ödülünü kazanan 95XF serisinin 12,6 litrelik motoru bir yıl sonra Euro 3 normunu karşılar hale getirildi. Güncellenen motor serisi daha uzun devir aralığı sunarken, UPEC adı verilen elektronik kontrollü birim pompa motora entegre edildi. Pistonları, segmanları ve silindir kapaklarında revizyona gidilen motor daha çevreci ve daha az yakıt tüketiyordu. Tek bir motor ile yoluna devam etme kararı alan üretici, Cummins’ten alınan 14 litrelik güç ünitesini seçeneklerden çıkardı. Euro 3 emisyon normunu karşılayamayan ve mevcut motordan 450 kg daha ağır olan bu emektarın yerine DAF, 12,6 litrelik XE motoruna aynı güç değerlerini sunan bir seçenek ekledi.

    - DAF XE-C 280 2000 rpm 381 beygir 1000-1500 rpm 1750 nm tork
    - DAF XE-C 315 2000 rpm 428 beygir 1000-1500 rpm 1950 nm tork
    - DAF XE-C 355 2000 rpm 483 beygir 1000-1500 rpm 2050 nm tork
    - DAF XE-C 390 2000 rpm 530 beygir 1100-1500 rpm 2350 nm tork

    [​IMG]
    2002 senesinde DAF IAA fuarında tanıttığı modeline ufak bir makyaj operasyonu yaptı. XF ismi ön plana çıkartılan araçta ancak dikkatli gözlerin görebileceği tazelemeler yapıldı. Farlar, far çerçeveleri, yan köşe rüzgarlıları ile üst panjuru değiştirilen araç öncekine oranla daha yumuşak hatlara kavuşturulmuş oldu. İç mekanda değiştirilen gösterge paneli, yol bilgisayarı ekranı, daha açık renklerin kullanıldığı döşemeler ile LED teknolojili iç aydınlatmlar dışında başka bir değişikliğe gidilmedi. ZF’den alınan tamamen otomatik AS tronic şanzımanın araca entegre edilmesi ile ilk kez otomatik şanzıman müşterilere sunulmuş oldu. Daha fazla güç üreten motor freni, yeni disk frenler, ASR ve EBS sistemleri ile frenleme gücü önceki modele oranla arttılırldı. Yeni tek redüksiyonlu arka aks yakıt verimliliğini arttırırken tamamen elden geçirilen şasi ile hem hafiflik sağlandı hemde farklı üstyapılar için esneklik arttırılmış oldu.

    [​IMG]
    2005 senesinin sonuna doğru düzenlenen RAI fuarında kendi evinde büyük bir şov yapan DAF, XF95 modelini detaylı bir makyaj operasyonuna tabi tuttu ve model ismini de XF105 yaptı. Ana firma Paccar sahip olduğu tüm markalarda global anlamda ortak parça kullanımını arttırmak için bir dizi değişikliğe gitti, en önemli yenilik ise MX motor serisi oldu. Yeni motor Euro 5 normunu karşılarken, daha güçlü ve daha ekonomik olarak lanse edildi. 12,9 litrelik, sıralı altı silindirli motor sırasıyla 410–460–510 beygir güç üretirken DAF’ın satışlarını daha da arttırmasındaki en önemli etken olarak öne çıktı. 16 ileri oranlı ZF servoshift şanzımana ek olarak opsiyonel olarak 12 veya 16 ileri vitesli tam otomatik ZF AS-Tronic şanzımanda seçenekler arasında bulunmakta.

    - PACCAR MX 300 1500-1900 rpm 408 beygir 1000-1410 rpm 2000 nm tork
    - PACCAR MX 340 1500-1900 rpm 428 beygir 1000-1410 rpm 2300 nm tork
    - PACCAR MX 375 1500-1900 rpm 483 beygir 1000-1410 rpm 2500 nm tork


    Yenilenen aracın dışında yapılan değişiklikler bir önceki nesilde olduğu gibi az oranda hissediliyor. Tampon, sis lambaları, ön alt panjur tekrar elden geçirilirken, mühendisler top model Super Space Cab’ı tamamen yeniledi. Yanlara ve öne doğru şişkin bir tasarım kazanan Super Space Cab aracın siluetini değiştirmiş oldu. Opsiyonel olarak sunulan üst köşelere konumlandırılmış büyük projektörler aracın iddialı bir görüntüye kavuşmasına yardımcı oldu.

    İç mekanda malzeme kalitesi geliştirildi, yeni direksiyon simidi ve gösterge panelinin yanında, kabin içinde ilk göze çarpan ve en büyük değişiklik motor tünelinin yüksekliğinin azaltılması oldu. Kabinin içerisinde sürücünün daha rahat hareket etmesini sağlamak ve daha fazla kabin içi hacim sunmak için yapılan bu düzenleme ile birlikte motor tüneli yüksekliği 15 cm.’ye indi.

    2007 senesinde yılın kamyonu ödülünü bir kez daha kazanan DAF yıllar geçtikçe olgunlaşan amiral gemisi ile rakiplerine göz dağı vermeye devam etti. IAA 2008 fuarında 2009 yılının yeniliklerini sergileyen üretici 80. yıl şerefine özel seri XF105’i tüketicisiyle buluşturdu. Modele yapılan yenilikler arasında revize edilen MX motor , eskisine oranla 30 kg hafif olan ZF Ecosplit 12 vitesli şanzıman, yeni aks tahvil oranları, opsiyonel olarak sunulan ACC (aktif hız sabitleyicisi), yeni döşemeler, yenilenen daha konforlu hale getirilen yataklar, DAF telematics adı verilen filo takip sistemi ve DAF NightLock adı verilen ekstra kapı kilidi yer aldı.

    Euro 6 emisyon normuna geçişte birkez daha yenilenecek olan araç ile DAF satışlarını ve kalitesini arttırmaya devam edecek. 2009 yılında Avrupa’da %14.8 pazar payı ile üçüncü olan üretici, çekici segmentinde %19,8 pazar payı ile birinciliği elde etti.

    [​IMG]
    2013 senesinde beşinci kez kapsamlı bir makyaja tabi olan modelin 12,9 litrelik motoru Euro 6 emisyonuna uygun hale getirilirken dayanıklılığı ve ekonomisi arttırıldı. Bu motora ek olarak 10,8 Litrelik 6 silindirli MX-11 isimli yeni bir motorda XF’in altında görev yapmaya başladı. 400 ve 440 beygir güç seçenekleri sunan bu motor daha hafif yapısı sayesinde aracın toplam ağırlığında düşük değerler sunabilecek ve model yelpazesini genişletecek. ZF manuel ve otomatik şanzımanların sunulduğu araçta yenilenen arka aks ile yürüyen aksam boydan doya elden geçirilmiş verimlilik ve ekonomi arttırılmış oldu.

    Dış tasarımda göze daha hoş gelen detaylara yer verilen aracın badem formlu yeni far grubu Super Space Cab modelinde sunulan skylight ışık grubu ile uyum yakalamış durumda. Daha güçlü bir görünüm sunan ön tampon ve entegre sis farlarının yanında, markayı daha çok vurgulayan ön panjur üzerindeki geniş bant ve marka logosu araca heybet katıyor. Ön alt panjurda ve far çevresinde yer alan krom detaylar araca elit bir hava katarken çamurluklar ile şasi yan kaplamlarının formunun değiştirilmesi tasarıma hareket katmış. İç mekanda açık renklerin kullanıldığı görülen yeni modelde ufak tefek değişikliklere ek olarak yeni direksiyon simidi ve koltuklar kullanılmış.

    - PAACAR MX-11 291 1450-1700 rpm 400 beygir 1000-1450 rpm 1900 nm tork
    - PACCAR MX-11 320 1450-1700 rpm 440 beygir 1000-1410 rpm 2100 nm tork
    - PACCAR MX-13 303 1425-1750 rpm 410 beygir 1000-1425 rpm 2000 nm tork
    - PACCAR MX-13 340 1425-1750 rpm 460 beygir 1000-1425 rpm 2300 nm tork
    - PACCAR MX-13 375 1425-1750 rpm 510 beygir 1000-1425 rpm 2500 nm tork


    Daf bizi şaşırtmaya devam ediyor bakalım bir kez daha modelini makyajlayacakmı bu bir soru işareti, fakat firma 1998’den bu yana sürekli olarak satışlarını geliştiriyor buna paralel olarak aracın teknolojisi de gelişiyor ve müşterilerini memnun ediyor.

    Herkese Sevgiler Saygılar..
     
    Son düzenleme: 24 Nisan 2015
  5. Teyyare Nazo

    Teyyare Nazo
    Yasaklı Kayıtlı Kullanıcı ETS2 Sahibi

    28
    255
    397
    415
    Mercedes-Benz Actros Serisi Tarihi

    [​IMG]
    Yeni yüzyıla tamamen yenilenmiş bir araç ile girmek isteyen Mercedes-Benz rakiplerinin yapmış olduğu ataklara cevap olarak Actros serisini 1996 yılında 25 senelik emektar model SK’nın yerine satışa sundu. Eski seriden geriye hiçbir izin kalmadığı Actros ile Mercedes-Benz dünyanın en fazla ağır ticari araç satan markası olarak kalma isteğini göstermiş oldu. Elektronik sistemlerin daha fazla ön planda olduğu bu dönemde, Mercedes-Benz tamamen yeni otomatik ve yarı otomatik şanzıman sistemlerini kullanmaya başladı manuel şanzıman seçeneğinin sadece ağır hizmet koşulları için tasarlanan modellerinde oluğu Actros’ta ağır ticari araçlarda bir ilk gerçekleştirilmiş oldu. Telligent olarak adlandırdığı sürücü yardımcı sistemleri ile rakiplerinin önüne geçmeye çalışan Mercedes-Benz elektroniğin nimetlerinden faydalanmakta geri kalmayacağını da göstermiş oldu. Disk fren sistemi, havayastığı, gibi detaylar da ağır ticari araçlarda yeni yeni kullanılmaya başlandığından dönemine göre yenilikçi unsurlardı.

    Araç iki farklı tamamen yeni V tipi motor ile piyasaya sunuldu, başlangıç model isimleri ile çıkış güçleri sırasıyla aşağıdaki gibidir;

    - OM 501 LA kodlu V tipi 6 silindirli 11,9 litrelik motor
    - 1831 - 313 beygir 1530 nm tork -
    - 1835 - 354 beygir 1730 nm tork -
    - 1840 - 394 beygir 1850 nm tork -
    - 1843 - 428 beygir 2000 nm tork -

    - OM 502 LA kodlu V tipi 8 silindirli 15,9 litrelik motor
    - 1848 - 476 beygir 2300 nm tork -
    - 1853 - 530 beygir 2400 nm tork -
    - 1857 - 571 beygir 2700 nm tork -


    İki kardeş motorun çap ve strok oranları aynı olup hacimleri ve silindir adetleri değişiktir. Tüm güç seçeneklerinin maksimum beygir güçlerini ürettiği devir 1800 d/d’dır, maksimum torklarını ise 1080 d/d’da üretirler.

    Avrupa ağır ticari araçları arasında 570 beygir güç ve 2700 nm tork ile MAN’dan sonra ikinci sıraya yerleşen Mercedes-Benz ile güç savaşlarının yavaş yavaş başlayacağının sinyalleri de gelmeye başlamış oldu.


    [​IMG]
    Yeni kabin tasarımı eski seriye göre daha ergonomik, geniş, aerodinamik ve rahattı. Uzun testler ve kullanıcı görüşleri alınarak yaratılan yeni kabin köşeli hatları ile marka imajını kuvvetlendirdi. Alçak yataksız (S), alçak yataklı (M), yüksek yataklı (L) ve ekstra yüksek (Megaspace) olarak adlandırılan 4 farklı kabin seçeneği sunulan Actros’ta Renault Magnum’dan sonra ikinci kez tamamen düz bir kabin tabanı kullanıldı. Megaspace 1,92 cm iç yüksekliğe sahipti tamamen düz bir taban sunarak müşterilere farklı bir alternatif sundu, L tipi kabin Megaspace’a göre daha alçak konumlandırıldığı için 38 cm’lik bir motor tüneli barındırıyordu ve kabinin motor tüneli üzerinden yüksekliği 1,54 cm idi. Konforlu ve ferah bir ortam sunan kabinde birçok kumanda elemanı genel akıma uygun bir şekilde sürücüye dönük tasarlanmıştı.Genel plastik ve malzeme kalitesinin rakiplerine göre geride olması, Megaspace ve özellikle L tipi kabinin dış dolabının “şeytan dolabı” küçük olması, L tipi kabinin tüm basamaklarının dışarıda kalması kabinin eksi yönleri arasındaydı. Yerini yeni modele bırakmaya yakın Actros’un kabin içinde ufak değişiklikler yapıldı, gösterge paneline dijital bilgi ekranı eklenerek ibreler ufaltıldı, buna ek olarak ergonomik ve daha konforlu koltuklarda modelde yerini aldı.

    [​IMG]
    2002 yılının sonlarında Actros serisi ilk makyaj operasyonuna tabi tutuldu. Daha estetik bir dış tasarıma kavuşan araçta en önemli değişiklik iç mekanda yapıldı. İç tasarımı fonksiyonellik ve estetik çerçevesinde baştan aşağıya yenilenen Actros MP2’de, daha kaliteli malzemeler kullanılarak sıcak bir atmosfer yaratıldı. Tasarımcılar kabinin alt yatak hizasını arkaya doğru 11 cm kadar çıkıntılı yaparak daha geniş bir iç mekan yarattılar. Artan malzeme kalitesinin yanı sıra sürücü için daha ergonomik tasarlanan kokpitte daha yuvarlak çizgiler kullanılırken kullanışlılık arttırılmıştı. İç mekandaki yenilikler arasında koltuklar, alt ve üst yatak, yeni saklama dolapları, yeni çok fonksiyonlu direksiyon simidi, yeni geniş dijital bilgi ekranı, yeni döşeme çeşitleri, havalandırma elemanları, kapılardaki kumanda düğmeleri ve sürücü koltuğuna entegre Telligent vites değiştirme kolu gibi unsurları sayabiliriz. Single Cab gibi tek kişilik dizayn edilen kabin seçeneğinin de mevcut olduğu MP2’de sürücü için en ileri düzeyde rahat bir dinlenme olanağı sunulmaktadır, TV, fırın, kahve makinesi, dvd player gibi sayısız opsiyonu saymaya bile gerek yok.

    Dış tasarımında daha belirgin bir ön panjur, birleştirilmiş far ve sinyal grubu, tampon ve güneşlik ilk göze çarpanlar arasındaydı. Fakat kabine yapılan önemli değişiklik az öncede bahsettiğim arka duvar çıkıntısı ile yan taraflarda bulunan yeni geniş şeytan dolaplarıydı. L ve Megaspace kabin seçeneğinde de bulunan bu dolaplar ile eski serideki bir handikap daha giderilmiş oldu. L tipi kabindeki küçük şeytan dolabı da yerini daha estetik bir görüntü sunan çamurluğa bırakarak aracın daha güzel görünmesini sağladı.

    5 farklı şanzıman seçeneğine ek olarak daha hafifletilmiş ve dayanıklılığı arttırılmış diferansiyeller ile farklı üstyapılara uyum sağlayabilen esnek şasi seçenekleriyle Actros rekabette rakiplerinden geride kalmayacağını gösterdi.

    V6 ile V8 motorların güç çıkışlarının değiştirildiği yeni modelde güç skalası aşağıdaki gibi sıralandı;

    - V6 motor
    - 1832 - 320 beygir 1650 nm tork -
    - 1836 - 360 beygir 1850 nm tork -
    - 1841 - 408 beygir 2000 nm tork -
    - 1844 - 435 beygir 2100 nm tork -
    - 1846 - 456 beygir 2200 nm tork -

    - V8 motor
    - 1850 - 503 beygir 2400 nm tork -
    - 1854 - 537 beygir 2500 nm tork -
    - 1858 - 578 beygir 2700 nm tork -
    - 4160 - 609 beygir 2400 nm tork (sadece SLT versiyon)

    Bu nesilde de önceki nesildeki gibi maksimum beygir gücünü ve torkunu ürettiği devirler aynı kaldı. 6 yılın ardından motorlarında sabit bir devir bandı yaratılamaması Actros’un dezavantajıydı.

    Bir önceki modelde 476 beygirden başlayan V8 motorlar bu güncellemeyle 503 beygirden itibaren sunulmaya başlandı. Ayrıca sadece ağır nakliye koşulları için sunulan 609 beygirlik V8 4160 S modelinin ürettiği tork ise sadece 2400 nm idi Bu yenilemeler ile birlikte daha fazla satış rakamlarına ulaşacağının sinyallerini veren Actros her türlü çalışmada rahatlıkla kullanabilecek şekilde dizayn edilen kabin, motor ve yürüyen aksamı ile en fazla satılan kamyon modellerinden biri oldu. 2004 yılında Truck of the Year ödülünü tekrar kazanan Actros’un bu ödülü almasının en önemli sebebi en fazla satılarak her türlü hizmet sektöründe yer almasıdır.

    [​IMG]
    2005 yılında Cruiser konseptini sergileyen Mercedes-Benz kişiye özel tasarımı ve ticari araçlarında bir keyif unsuru haline gelebilmesini gösteren güzel bir çalışma olarak beğeni topladı..

    [​IMG]
    2006 yılında yeni 12 ve 16 vitesli Powershift şanzımana kavuşan Actros’ta, Mercedes-Benz’in BlueTec 4 ve 5 diye adlandırdığı sistem ile motorlarının Euro 4 ve Euro 5 emisyon normlarını karşılayabilmesi sağlandı. Aynı yıl içerisinde tanıtılan Actros Black Edition modeli 250 adet üretildi, Cruiser konseptindeki aynaların güneşliğin ve tampon altı spoylerin kullanıldığı araç sadece siyah renkli üretildi, üzerinde G 260-16 adı verilen otomatik şanzıman bulunan aracın V8 motorunun gücü 612 beygire yükseltildi torku ise yine 2700 nm’de kaldı.

    [​IMG]
    IAA 2006 fuarında sergilenen Actros Space MAX konsepti kabin hacmi ile büyük beğeni kazanarak ileride Mercedes-Benz’in neler yapabileceğinin bir göstergesi oldu. Actros’un motor tüneli olmadığı için yüksek olan yapısından dolayı kabin hacmi daha dar olmak zorunda kalmıştı. Space MAX konseptinde ise alçak şasi kullanılarak kapıların bitiminden itibaren 4 metrelik sınıra kadar çok ferah bir kabin tasarlandı ve hacim inanılmaz derecede arttı. İçerisindeki malzeme kalitesinin yüksekliği, farklı tarzda tasarlanan dinlenme koltuğu, lcd tv, ahşap döşeme gibi unsurların sunulduğu konsept de yine Cruiser ve Black Edition’da kullanılan ön panjur, yan aynalar, ön spoyler, krom far çerçevesi gibi detaylar kullanılarak aracın daha dinamik ve alımlı hale gelmesi sağlanmış oldu.

    [​IMG]
    Daha önceleri sadece ağır nakliye işleri için üretilen 8x4 konfirigasyonla sunulan 598 beygirlik motor 2007 yılında 4x2 çekiş düzeneğinde de sunularak uluslar arası taşımacılık için daha fazla güç sunmuş oldu. Scania’nın 620, Volvo’nun 660 ve Man’ın 680 beygirlik üst segmentteki araçlarına karşılık, 1996 yılında çıkan ve emisyon normları karşılamak dışında fazla bir değişikliğin yapılmadığı V8 motor ile Actros on yıl önce üretildiğinde en güçlü 2. araçken on yıl sonra diğer markaların gerisinde kalmış oldu. Rakiplerine kıyasla daha düşük beygir gücü, daha düşük torku ve çok kısa devir aralığında bu güçlere ulaşması dezavantajı olmuştu. Tüm bunlara rağmen en güçlü iki versiyon dışında yakıt tüketiminin azlığı ve dayanaklılığı sayesinde rakipleriyle savaşan Actros Mercedes yıldızını 600 beygirlik sınırda da taşımaya devam etti, torkuda 100 nm artarak 2800 nm’ye ulaşmış oldu.
    Elektronik stabilite kontrolü, aktif fren desteği, mesafe takip sistemi gibi sürücü destek sistemleri ve ekstra donanımlarının saymakla bitmeyeceği Actros 2008 yılının ikinci yarısında olgunluk dönemine girmiş oldu ve piyasaya sunulduktan 12 yıl sonra üçüncü nesli ile IAA 2008 fuarında görücüye çıktı.

    2011 sonrası tanıtılması beklenen ve tamamen tepeden tırnağa yenilenecek olan dördüncü nesil Actros’a kadar bayrağı taşıyacak olan üçüncü nesil ile Actros birinci ve ikinci nesille birlikte 550,000 adetten fazla satarak ne denli başarılı bir model olduğunu tüm piyasaya göstermiş oldu. Bir önceki nesli ile arasında fazla farkların bulunmadığı bu üçüncü nesilde en önemli değişiklikler daha sağlam ve güçlü bir görünüm sergileyen ön panjur, Cruiser konseptinde sergilenen yan aynalar ve tampon altı spoyler, ortası krom görünümlü güneşlik ve far çerçeveleri olmuştu. Kabin içinde ise krom çerçeveli gösterge paneli, baş kısmı kalkabilen alt yatak, yolcu koltuğu önündeki portatif masa, sürücü kapısı tarafındaki perde ve yeni saklama bölmeleri dışında bir değişikliğe gidilmeyerek zaten başarılı olan kabin içi korunmuş oldu. Powershift şanzıman ile daha hafif, kullanışlı ve konforlu olan Actros ta motor seçenekleri yine aynı kaldı V6 ve V8 Euro 4-5 motorlar daha çevreci ve ekonomik hale getirilirken güç çıkışlarında da değişikliğe gidildi bunlar sırasıyla;

    - V6 motor
    - 1832 - 320 beygir 1650 nm tork -
    - 1836 - 360 beygir 1850 nm tork -
    - 1841 - 408 beygir 2000 nm tork -
    - 1844 - 435 beygir 2100 nm tork -
    - 1846 - 456 beygir 2200 nm tork -
    - 1848 - 476 beygir 2300 nm tork -

    - V8 motor
    - 1851 - 510 beygir 2400 nm tork -
    - 1855 - 551 beygir 2600 nm tork -
    - 1860 - 598 beygir 2800 nm tork -
    - 4165 - 653 beygir 3000 nm tork (sadece SLT versiyon)

    [​IMG] [​IMG]
    IAA 2008 fuarında yine Truck of the Year ödülünü alan Actros böylece üç nesli ile de bu başarıyı yakalamış oldu. Aynı fuarda sergilenen Trust Edition da aksesuarlar ile Actros’un ne kadar farklı ve kişiye özel bir model olduğunu göstermesi açısından önemliydi. Yeşil, kiremit kırmızısı ve siyahın farklı biçimlerde kombine edildiği aracın şasesi kırmızı, tampon ve yan kaplamaları siyah kabini ise yeşil renkte dizayn edildi. İçerisinde de yine bu çizgilerin devam ettiği aracın deri kaplı koltukları, direksiyon simidi ve kapı içleri kırmızı, gösterge paneli çevresi ise yeşil renktedir. İçinde ve dışında krom detaylar ile şık bir kimliğe bürünen Trust Edition versiyonu ile Actros olgunluk döneminde olduğunu göstermiş oldu.

    Ürün gamının tamamlanması açısından Actros’un 4165 SLT isimli ağır nakliye versiyonunu tanıtan Mercedes-Benz artan rekabet koşullarına ayak adına emektar V8 motoruna yeni bir modifiye yaparak gücünü 650 beygire torkunuda 3000 nm’ye çıkardı. 250 ton taşıma kapasitesine sahip modelde 16 vitesli G 280-16 tam otomatik şanzıman sunuluyor, fakat ne yazıkki SLT versiyonu dışında 650 beygirlik V8 motor opsiyonlar arasında mevcut değil.

    Diğer markaların modellerinin aksine Mercedes-Benz Actros’u her türlü iş kolu için tasarladı ve bu yüksek satış rakamına ulaşması sürpriz olmadı. Megaspace kabin ile uluslar arası ve ağır nakliyede daha rahat ve lüks bir araç arayanlara hitap etti, L kabin hem uluslar arası hem yurtiçi hem de ağır nakliyede fazla lüks aramayanların tercihiydi, S kabin ise şantiyelerde ve kısa mesafelerde boy göstererek diğer markaların iki model serisinde yaptığını tek bir model serisinde yaptı ve bu adetlere ulaştı. Az gelişmiş ve ilk alım maliyetlerinin önde tutulduğu Türkiye ve Brezilya gibi ülkelerde de Axor modelini çıkartarak fiyat rekabetinde Actros’un başaramadığını bu modelle başarmış oldu.

    Güvenliğe verdiği önem ile son zamanlarda büyük çıkış yapan Mercedes-Benz ürettiği Safety Truck konseptleri ile daha güvenli kamyonların yaratılmasına yardımcı oldu. Birçok yenilik daha sonraki yıllarda sürücülere yardımcı olacak şekilde bu konseptler ile en ince ayrıntısına kadar test edilerek kullanıcılara güvenli kamyonlar sunuluyor.



    Yüzlerce farklı kombinasyonun yaratılabileceği Actros ile Mercedes-Benz dünya ticari araçlar piyasasında bir numara konumunda 2011 sonrası üretilecek yeni modelle birlikte 1996 yılından daha büyük bir atılım gerçekleştireceği kesin. Büyük bir ihtimalle üretim maliyetlerini düşürmek ve global anlamdaki planlardan ötürü maalesef bir devir kapanacak, yani V tipi motorlardan vazgeçecek olan Mercedes-Benz yepyeni 6 silindirli sıralı 13 ve 16 litrelik Euro 6 motorlar ile 700 beygir sınırını geçecek. Ayrıca dördüncü nesilin Space MAX konseptindeki düz kabin tabanı ve yüksek bir tavan ile 2 metrenin üzerinde bir iç yükseklik elde ederek rekabete yeni bir boyut getireceği kesin.

    [​IMG]

    Herkese Sevgiler Saygılar...
     
    En son bir moderatör tarafından düzenlenmiş: 9 Ocak 2017
  6. Teyyare Nazo

    Teyyare Nazo
    Yasaklı Kayıtlı Kullanıcı ETS2 Sahibi

    28
    255
    397
    415
    Man Serisi Tarihi
    (48 yıllık tecrübeyle gelen başarı)

    [​IMG]
    1966 yılı MAN Truck & Bus tarihinde bir ilke şahit oldu. MAN Truck & Bus, ilk kez Almanya dışında bir üretim gerçekleştirdi. Yurt dışında üretim için, Türkiye pazarı çok uygundu, çünkü ülkede yolcu taşımacılığı ve yük taşımacılığı yüksek oranlarda karayolu ile gerçekleştiriliyordu. MAN kamyonları ve otobüsleri de 1950’lerden beri Türkiye pazarında tanınıyor ve kullanılıyordu. MAN ile işbirliği içerisindeki Ercanlar Şirketi, ülkede MAN araçlarının satışını gerçekleştiriyordu. O dönemlerde MAN, Türkiye’deki ticari araçlar pazarının %20’sini elinde bulunduruyordu.

    [​IMG]
    1962 yılında ülke şartlarının değişmesi ve kamyon ithalatının yasaklanması gündeme gelinceye kadar işbirliği sorunsuz devam etti. Kamyon ithalatı yasağı sadece tamamıyla bitmiş araçları kapsıyordu. Bu nedenle MAN Truck & Bus ve Ercanlar Şirketi, kamyon parça ithalatını sürdürerek araçların Türkiye’de montajının gerçekleştirilmesine karar verdiler.

    [​IMG]
    Böylece MAN Türkiye A.Ş., 5 Mart 1966 tarihinde 1/3 sermayesi MAN Truck & Bus'a ait olarak Tevfik Ercan’ın sahip olduğu Ercanlar Şirketi ortaklığıyla MAN Kamyon ve Otobüs Sanayi A.Ş. (MANAŞ) adıyla İstanbul’da kuruldu ve aynı yıl fabrika tesisleri hizmete girdi. Fabrikanın 25 Mayıs 1967’de üretime geçmesinden sadece birkaç gün sonra, 29 Mayıs 1967’de Türkiye’de üretilen ilk araç banttan çıktı: orta sınıf kamyon segmentinde yer alan ve1957’den bu yana MAN tarafından üretilen 520 H. modeli, halk arasındaki tabiriyle burunlu kırmızı MAN.

    Kamyon üretiminin ardından 1968 yılında otobüs üretimine başlandı. 535 modeli seyahat aracı Türkiye şartlarına göre revize edilerek üretime geçildi. Ayrıca üst yapı montajı Türk firmaları tarafından gerçekleştirilen 420 FOC tipi şasiler de üretilmeye başlandı.

    [​IMG]
    MANAŞ, İstanbul’da sadece Almanya’dan gelen komponentlerin montajını yapmıyor, aynı zamanda kendi tesislerinde parça da üretiyordu. O dönemlerde Türk hükümeti, ülkemizde üretilen komponentlerin çoğunlukta kullanılmasını destekliyordu. MANAŞ tesislerinde üretilen komponentler, orjinallerine sadık kalınaraküstün kalite ile imal ediliyor ve bu konuda da başarı sağlanıyordu. Üretilmeyen bazı parçalar ise Türk tedarikçilerinden temin ediliyordu. 1969 yılından sonra kamyon kabinlerinin ithalatının da yasaklanmasının ardından MANAŞ, kabinleri de üretme kararı aldı.

    [​IMG]
    1980 yılına kadar üretimlerini ve satışlarını başarıyla sürdüren MANAŞ, 1980 yılında ihracata eğilme kararı aldı. Türkiye’nin jeopolitik konumunun avantajı nedeniyle yakın bölgelere ve Orta Asya’ya ihracat kolaylıkla gerçekleştirilebilirdi. 1981 yılının başında MANAŞ, Bağdat’ta düzenlenen fuarda, yeni 16.190 H modeli su tankerini, 16.190 HK modeli damperli kamyonunu tanıttı. Mısır ve Kuveyt yetkilileri, MANAŞ araçlarının Mısır, Irak ve Suriye’de satışını gerçekleştirmek için 1981 yılının Şubat ayında MANAŞ yetkilileriyle bağlantıya geçtiler. 1981 yılının sonunda ise Lübnan ile bir bayi sözleşmesi imzalandı.

    [​IMG]

    Türkiye’de esen olumlu ve istikrarlı hava nedeniyle 1981 yılında bir motor fabrikasının kurulmasına yönelik proje çalışmaları başlatıldı ve 1/3 hisse oranı MAN’a ait MAN-Motor fabrikası kuruldu. Ancak fabrikanın yeri bu kez Ankara olarak belirlendi. Mart 1982’de Genel Kurul toplandı ve Kasım ayında da MAN Motor çalışanları eğitim için Nürnberg’deki motor fabrikasını ziyaret ettiler.

    [​IMG]
    İki yıllık çalışmanın ardından 27 Kasım 1984 tarihinde Ankara’da dönemin Başbakanı Turgut Özal, Bakanlar, Milletvekilleri, Bavyera Ekonomi ve Ulaştırma Bakanı, Ercan Holding yetkilileri ve MAN Truck & Bus Yönetim Kurulu’nun katılımıyla MAN Motor Fabrikası açıldı. Aynı yıl İstanbul MANAŞ’a 400 adet motor teslim edildi.

    1985 yılında kamyon fabrikaları Ankara’da işletmeye alındı ve İstanbul otobüs üretimi üzerine yoğunlaştı. Ancak yaşanan krizler nedeniyle Ağustos 1988’de üretime ara verildi ve bankaların şirketi desteklemeleri gündeme geldi. 1990 yılında üretime tekrar başlandı. Ancak 1992 yılında yaşanmaya başlanan zorluklar nedeniyle, 1988 yılında gündeme getirilen ancak sonuçsuz kalan MAN Truck & Bus'ın yönetimi devralması tekrar gündeme geldi. Uzun görüşmelerin ardından MAN Truck & Bus, %30 oranında MANAŞ ‘a ortak oldu ve 1995 yılında MANAŞ’ın tüm idari ve endüstriyel yönetimini devraldı. Otobüs üretimi İstanbul’dan Ankara’ya nakledilerek tüm üretim tesisleri Ankara’da birleştirildi. Yürütme Kurulu üyesi olarak Sayın Tunç Koman, Yürütme Kurulu Başkanı olarak da Sayın Fahrnberger atandı.

    [​IMG]

    L 232 belediye otobüsünün üretiminin ardından aynı yıl S2000 seyahat otobüsünün üretimine geçildi.

    [​IMG]
    1996 yılında motor fabrikası satın alındı. 1997’de üretim kapasitesi günlük olarak 4 otobüse çıkarıldı ve MAN Truck & Bus'ın hisseleri %81’e yükseldi. 2002 yılında “8,5 Projesi” ile otobüs üretim kapasitesi iki katına çıkarıldı ve MAN Truck & Bus Grubu’nun MANAŞ sermaye yapısı içerisindeki hisse oranı %99,9'a ulaştı ve şirket ismi “MAN Türkiye A.Ş.” olarak değiştirildi.

    [​IMG]
    2003 ylında Türk pazarına Fortuna ismi ile giren ve dünya pazarına ilk kez Ekim 2002 Hannover Fuarı’nda Lion’s Coach (tek aks) ve Lion’s Top Coach (çift aks) ismiyle tanıtılan otobüsler, MAN Truck & Bus'ın yeniden yapılanma ile başlayan tasarım çalışmalarında Türk mühendis ve tasarımcılarının katılımıyla gerçekleştirilen ilk seyahat otobüsü olarak MAN tarihine geçti ve İstanbul’da bir törenle müşterilere ve otobüs yolcularına tanıtıldı.


    [​IMG]

    Kapasite artırım projesi olan “Evolution 2004” ile fabrika, yılda 2000 adet otobüs, bir başka deyişle, her 100 dakikada bir otobüs üretecek kapasiteye ulaştı ve endüstriyel üretime geçildi. Düzenlenen açılış törenine Başbakan Recep Erdoğan’ın yanı sıra Bakanlar, Milletvekilleri, MAN Truck & Bus Yönetim Kurulu üyeleri, müşteriler, yan sanayiciler ve kalabalık bir basın ordusu katıldı.

    Evolution 2004 ile toplam üretim alanları %26 artırılarak 47.000m²’ye çıkarıldı. Boyahane alanları, ambarlar genişletildi, kapalı üretim alanları büyütüldü ve üretimde kullanılan teçhizatlarda iyileştirmeye gidildi. MAN Türkiye, 80 Milyon Euro’yu aşan yatırımlarla MAN Truck & Bus'ın otobüs üretim üssü haline geldi.

    [​IMG]

    Aynı yıl Fortuna seyahat otobüsünün üç akslı modeli Fortuna Mega basına tanıtıldı.

    Bu otobüsler kriterleri form, fonksiyon ve yenilik olan dünyanın en prestijli tasarım ödüllerinden Reddot “Winner 2003” ödülünü alarak kalitelerini tescil ettiler. Ayrıca yeni nesil TGA inşaat serisi de düzenlenen bir gecede çok sayıdaki davetliye tanıtıldı.

    MAN Türkiye, 2000’li yıllarda en yüksek Kurumlar Vergisi ödeyen ve başarılı ihracatlar gerçekleştiren ASO üyeleri arasında ilk beşte yer aldı. İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) belirlediği “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu” sıralamasında 51.sıraya kadar yükselen MAN Türkiye, halen ilk yüz sıralamasındaki yerini korumaktadır.

    [​IMG]
    MAN ve NEOPLAN marka otobüsler ile MAN marka kamyonların yurtiçi satış, pazarlama ve satış sonrası hizmetleri, MAN Kamyon ve Otobüs Ticaret A.Ş. tarafından yürütülmektedir. Şirket, Türkiye genelinde 9 bayi, merkez ve İstanbul şubesiyle satış ve pazarlama faaliyetlerini ve 31 servisi ile de satış sonrası hizmetlerini başarıyla sürdürmektedir.

    [​IMG]
    MAN’ın Türkiye’deki ilkleri




      • 1912 Tarihi Galata Köprüsü MAN tarafından inşa edildi.



      • 1966 Almanya dışındaki ilk üretim için İstanbul’da fabrika kuruldu.



      • 1967 İstanbul’da ilk MAN kamyon banttan çıktı.



      • 1981 MAN Türkiye ilk ihracatını gerçekleştirdi.



      • 1986 Türkiye’deki ilk körüklü otobüs MAN tarafından üretildi.



      • 1995 Üretim Ankara Akyurt’taki tesislerde birleştirildi.



      • 1999 MAN, Türkiye’deki ilk üç akslı seyahat otobüsünü üretti.



      • 2006 MAN, Türkiye’de doğalgaz ile çalışan ilk otobüsü üretti.



      • 2010 MAN, Ar-Ge Merkezi sertifikasını aldı.



      • 2011 MAN, Avrupa’nın en büyük Kataforez Tesisi’ni açtı.
    2013 Man firması yeni nesil Euro 6 motorlar ile donattığı ürün gamını görücüye çıkarttı. TGX, TGS, TGM ve TGL modelleri eş zamanlı olarak bu güncelleme ile birlikte makyajlandı.
    [​IMG]

    Yeni ön tasarımda daha büyük marka yazısı kullanılarak aslan logosu krom çıtaya yani yukarıya konumlandırılmış, marka imajını güçlendiren bu tasarıma ek olarak rüzgar saptırıcılar ile far çerçeveleri keskin hatlara kavuşturulmuş, arabalarda görmeye alıştığımız tamponun ortasında yer alan difüzöre benzeyen tasarım dinamik bir etki yaratmış vaziyette duruyor. Genel olarak başarılı olan kabinde ise herhangi bir değişiklik yapılmamış.

    Bu ufak makyaja ek olarak teknik gelişmeler neler olmuş ilerleyen günlerde göreceğiz.



    Herkese sevgiler, saygılar...

    [​IMG]
     
    En son bir moderatör tarafından düzenlenmiş: 9 Ocak 2017
  7. Teyyare Nazo

    Teyyare Nazo
    Yasaklı Kayıtlı Kullanıcı ETS2 Sahibi

    28
    255
    397
    415
    İveco Tarihi Gelişimi

    [​IMG]
    Iveco kurulduğundan bu yana uluslararası bir hizmet sunmaktadır.

    1975 yılında üç Avrupa ülkesinden (İtalya, Fransa ve Almanya)beş güçlü şirket tecrübelerini bir araya koyarak yeni bir şirket kurma kararını almışlardır.
    [​IMG]
    Iveco, Torino, İtalya merkezli kamyon, otobüs ve dizel motor üreticisidir. Fiat Grubu'nun bir alt koludur ve yılda 200.000 civarında ticari araç ve 460.000 civarında dizel motor üretir. Şirket, 9.440 milyon cirosu (2004) ile en büyük hafif ticari araç üreticisidir.

    Iveco ismi, Industrial Vehicle Corporation (Endüstriyel Araç Şirketi) sloganının kısaltmasından gelir.

    Grup aşağıda belirtilen ürünleri tasarlayıp , üretip ve pazarlamaktadır.

      • Hafif (2,8 - 6 ton. GVW),Orta (6 - 16 ton. GVW) ve ağır (16 ton+ GVW) ticari araçlar
      • Motor (otomotiv ve endüstriyel uygulamalar için)
      • Yolcu taşımacılığı için araçlar
      • "Special vehicles"
      • Yangın araçları

    [​IMG]
    Iveco'nun bazı öncü kuruluşları: ilk olarak, 60'lı yıllarda henüz tarımla ilgilenen fakat daha sonra endüstrileşme ve modernleşme yoluna giren , İtalya'da yük taşıyan OM Lupetto. 1959 yılında faaliyete başlayan Lupetto gerçekten de İtalya'nın ekonomik parlayışını simgelemiştir.
    [​IMG]
    1977 yılında Lupetto görevini Iveco Zeta serisine devretmiştir. O zamanların oldukça yenilikçi bir ürünü olan Zeta 2500 ila 6500 kg arasındaki bütün orta çaplı taşımaların ihtiyaçlarını karşılayabilmiştir.

    Bu sektördeki devrimin temel adımı 1987 yılında turbo motorunun tanıtılması ile birlikte atılmıştır: Aslında piyasaya girişin reklam sloganı: “TurboZeta. The best, improved” (yapılmışların en iyisi).
    [​IMG]
    Sadece birkaç yıl sonra Eurocargo geldi: 1991 yılıydı, ve bu yeni araç gerçek bir devrimi temsil etti. Kalite ve geniş bileşen standardizasyonu 500'den fazla modelin herhangi bir taşıma görevinin ihtiyaçlarının karşılayabilmesine imkan tanımıştır.

    1992 yılında Eurocargo, kronolojik olarak birçok ticari basın ödülünün ilki olan Yılın Kamyonu ödülünü kazanmıştı.
    [​IMG]
    2003 yılında gerçekleştirilen yeniden tasarımın ve 2006 yılında yeni Euro 4/5 motorlarının piyasaya sürülmesinin ardından Eurocargo 2008 yılında şu anki şekli ile, tamamen yenilenmiş kabini ve yeni , Iveco ailesi duygusuna uygun dizaynı ile yeniden tanıtılmıştır.

    [​IMG]
    Yeni Stralis ile Iveco mükemmel bir araçtan daha fazlasını sunuyor: Komple ve avantajlı bir taşıma çözümü:

    • En iyi performans / tüketim oranı,
    • Daima yüksek güvenilirlik ve katma değer,
    • Makul bir ücret karşılığında hızlı ve verimli bir destek,
    • Aracın kullanım ömrü süresince karşılaşılan tüm işletim hususlarını kapsayan teknik ve finansal hizmetler.

    Bu özel ürün ve hizmet teklifi sayesinde, IVECO işinizi büyütmek için ideal bir ortak.
    Türkiye faaliyetleri
    Türkiye'de faaliyetlerini 1966 yılında Maltepe, İstanbul'da kurulan Otoyol Sanayi A.Ş. isimli şirket ile yürütmektedir. Sabancı ve Koç gruplarının ortaklığı ile kurulan Otoyol Sanayi A.Ş. 1989 yılına kadar Iveco lisansı ile üretim yapmıştır. 1989 yılında Sabancı Grubunun çekilmesi ile Iveco S.P.A. doğrudan şirkete % 27 ortak olmuş ve fabrika Arifiye, Adapazarı'na taşınmıştır.

    Koç Holding, Otoyol Sanayi A.Ş. tasfiye etmiştir. Bu çerçevede Iveco SPA ile 11 Mayıs 1989 tarihinde imzalanan ortaklık anlaşmasını sona erdirmiştir. Arifiye, Adapazarı'nda bulunan tesisler Otokar tarafından satın alınmıştır. 8 Eylül 2008 tarihinden itibaren Türkiye'de Iveco ürünlerinin satış, pazarlama ve satış sonrası hizmetlerini % 100 hissesi Iveco S.P.A.'ya ait Iveco Iveco Araç Sanayi ve Ticaret AŞ devam ettirmektedir.
    [​IMG]
    Iveco: global bir şirket

    Iveco 25.000 çalışanı ile beş kıtada faaliyet göstermektedir:
    Dünya çapında 16 ülkede bulunan 27 üretim tesisinde, 6 araştırma merkezinde geliştirilmiş olan en üst seviye teknolojiler kullanılarak araç üretilmektedir. Avrupa dışında şirket Çin, Rusya, Avustralya ve Amerika kıtasında da faaliyet göstermektedir.160'tan fazla ülkede bulunan 5000'i aşkın servis noktası ile geniş kapsamlı satış sonrası hizmet ağı, Iveco araçlarının iş başında olduğu bütün coğrafyalarda teknik destek garantisini vermektedir.
    Üretim tesisleri
    Iveco'nun bütün üretim tesislerinde yüksek kaliteli ürünlerin üretilmesi ve çalışanlar için en uygun çalışma ortamının sağlanması için en ileri düzeyde teknolojiler ve üretim yöntemleri uygulanmaktadır. Sonuç olarak bütün tesisler ISO 9001 - vision 2000 (uygulamalı kalite yönetimi) ve ISO 14000 (çevresel yönetim) sertifikasını almışlardır.
    Araştırma & Geliştirme Merkezleri
    Dünya çapında konumlandırılmış olan Araştırma & Geliştirme Merkezleri Iveco’nun teknoloji ve ürünleri ile ilgili ana yatırımlarının odak noktasıdır. Bu ana yatırımın amacı - çoğunluklayeni uluslararası çevresel uygulamaları önceden tahmin ederek pazara uygun bir ürün, düşük işletme masrafları ve yüksek çevresel standartları sunmaktır.
    Satış ve hizmet ağı
    Iveco’nun beş kıtaya dağılmış olan ve müşterilere 2.000'den fazla satış noktası ile 5.000'i aşkın servis noktası sunan global dağıtım ve hizmet ağı mevcuttur. Şirket, organizasyonel deneyimlerini ve profesyonel tecrübelerini müşterinin hizmetine sunan önde gelen uzman partnerlerinden yararlanmaktadır.

    Iveco profesyonel taşımacılığın gerektirdiği bütün ihtiyaçları karşılamaktadır.Ürün gamı en geniş olan markalardan biridir ve 2007 yılından beri tamamen yenilenmiştir.

    Iveco yenilikçilik alanında, hem motorları ilgilendiren (dizel serisinde turboyu kullanan ilk şirket, Common Rail motorlarını araçlarına dahil eden ilk şirket ve EuroV araçlarını piyasaya süren ilk şirkettir) hem de araçlarını ilgilendiren (1992, 1993 ve 2003 yılında Yılın kamyonu ünvanını ve 2000 yılında Yılın panelvanı ünvanını alarak) her zaman bir lider olmuştur.
    Herkese Sevgiler Saygılar...
     
    En son bir moderatör tarafından düzenlenmiş: 9 Ocak 2017
  8. Teyyare Nazo

    Teyyare Nazo
    Yasaklı Kayıtlı Kullanıcı ETS2 Sahibi

    28
    255
    397
    415
    24.04.2015 Cuma 00:40
    (Bütün Tırların Seri Tarih'leri Tamamlandı Yorum Serbest)
     
  9. NiekHD

    NiekHD
    Yönetici

    1.218
    2.242
    360
    Güzel bir derleme oldu, emeğinize sağlık.
     
    Teyyare Nazo bunu beğendi.
  10. NiekHD

    NiekHD
    Yönetici

    1.218
    2.242
    360